18 Ekim 2017 Çarşamba
Anasayfa > SİYASET > Türkiye'nin Muhalefeti mi Yoksa Almanya'nın ......... Mı ?
Türkiye'nin Muhalefeti mi Yoksa Almanya'nın ......... Mı ?

Türkiye'nin Muhalefeti mi Yoksa Almanya'nın ......... Mı ?

06.08.2017 05:09:53 12 14 16 18 yazdır
Herşeyi anlarım muhalefeti, karşıt olmayı, birilerini arkasına sığınmayı, yalanlamayı, düşmanlığı... Ama kimse bana anlatamaz bu ülkenin topraklarında yaşayıp, bu millete iktidar olacağım yönetici olacağım, diyerek ülkesini başka devletlere satan bir zihn

Türkiye'nin Muhalefeti mi Yoksa Almanya'nın ......... Mı ?

Herşeyi anlarım muhalefeti, karşıt olmayı, birilerini arkasına sığınmayı, yalanlamayı, düşmanlığı... Ama kimse bana anlatamaz bu ülkenin topraklarında yaşayıp, bu millete iktidar olacağım yönetici olacağım, diyerek ülkesini başka devletlere satan bir zihniyeti.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdağoğlu, ki dikkat çekiyorum bu noktaya hala sayın diyorum kendisine oturduğu makama saygı duymayı öğrendik biz büyüklerimizden, geçtiğimiz gün Alman Focus Dergisi'ne bir konuşma yaptı. Türkiye'de konuşamayacağını, konuşsa da söylediklerine kimsenin inanmayacağını anlamış olsa gerek ki ALMAN dergisine konuşmayı uygun görmüş. Her neyse, konumuza dönelim Kendisini basına yansıyan konuşmasını birebir aktarıyorum önce; 

haberler.com sitesinde aynen böyle geçmekte,

CHP lideri, Alman dergisi Focus'a konuştu, Türkiye'de can ve mal güvenliğinin olmadığını söyledi. Kılıçdaroğlu, Alman turistlere Türkiye konusunda da uyarılarda bulundu.


Kılıçdaroğlu, Alman Focus Dergisi'ne Konuştu: Türkiye'de Kimse Güvende Değil

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Almanya'da yayın yapan Focus dergisinden Frank Nordhausen'ın sorularını yanıtladı.

TÜRKİYE'Yİ ŞİKAYET ETTİ ( Bu kısmı özellikle belirtiyorum şahsi yorumumu yazının sonunda söyleyeceğim)

Türkiye'yi yerden yere vuran CHP Lideri, ülkede can ve mal güvenliğinin olmadığını söyledi. Kemal Kılıçdaroğlu, "Bir kamuoyu yoklamasına göre Almanların yüzde 90'ı şu sıralar Türkiye'ye seyahat etmek istemiyor çünkü mesela yanlış bir tişört veya yanlış bir şaka yüzünden tutuklanmaktan korkuyorlar. Bu korkuyu duymakta haklılar mı?" sorusuna şöyle yanıt verdi:

"GÜVENLİK GARANTİSİ YOK" ( Dayanamadığım bir diğer husus da bu oldu ki bununla ilgili yorumumu da mutlaka belirteceğim)

"Ne yazık ki böyle bir ortamın gerçekten mevcut olduğunu tespit etmek durumundayım. Uzun zamandır Türkiye'de halihazırda hiç kimse için güvenlik garantisi olmadığını söylüyorum, ne canınız ne de mal ve mülkünüz için. Devlet elbette terör organizasyonlarının propagandasına karşı önlemler almalıdır. Maalesef yasaların geçerli olmadığı ve adaletsiz bir dönemde yaşıyoruz. Dünyanın güvenini yeniden kazanmak için Türkiye acilen normale ve demokrasiye geri dönmek zorunda."

"2019'DA ERDOĞAN İKTİDARINA SON VERECEĞİZ" (Bu kısım ise yazımın en başında söylediğim gibi Türkiye de bu cümleyi kursa eminim kendi parti teşkilatı bile sadece gülmekle yetinir Ama bu konuya da değineceğim yazımın devamında)

 2019 yılında Erdoğan'ı devirmek için ellerinden geleni yapacaklarını ifade eden CHP Lideri, "Demokrasiden yana olan bütün güçleri bir araya getireceğiz ve Erdoğan'ı iktidardan indireceğiz. Bundan kesinlikle emin olabilirsiniz" dedi.

AVRUPA'DAN DESTEK İSTEDİ

 Türkiye'nin demokrasisini güçlendirmesi için Avrupa'nın desteğine ihtiyaç duyduğunu anlatan Kılıçdaroğlu,"AB'nin demokrasimizi güçlendirebilecek ve Avrupa standartlarının uygulanmasına yardımcı olacak her türlü katkısı önemlidir. Neticede Türkiye belli yükümlülükler üstlendi, bunları şimdi yerine getirmesi gerekiyor" diye konuştu.

Haber burada son buluyor. 

 Şimdi gelelim asıl meselemize. Öncelikli olarak kendisine sormak istediğim ilk soru Cumhuriyet kelimesinin anlam ve mahiyetini ne kadar bilmekte kendileri! 

 Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyeti yıllar boyu dış güçlerle savaşarak, ülkesinde milli birlik ve beraberliği Kuvay-ı Milliye ruhunu esas alarak oluşturmuşken, nasıl olur da Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurmuş olduğu partinin genel başkanı,

KENDİ ÜLKESİNİ ŞİKAYET ETME GAFLETİNE DÜŞER ! 

Bunun ne izahı ne de elle tutulur bir yanı yoktur. Bununla yetinmez ve ardından kendi yaşadığı ülke de TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNDE Can ve mal güvenliği olmadığından söz eder. 15 Temmuz 2016 Fettullah Gülen Terör Örgütü, ülkeyi yıkmak (ki bana göre tek düşüncesi Türkiye Cumhuriyeti Devletine son vermekti) adına hain bir darbe girişimine teşebbüs etti. Aziz ve yüce Türk Milleti damarlarında yatan o asil kanda mevcut olan kudreti tüm dünyaya göstererek bu hain kalkışmanın önüne geçti. O gece tam 249 CAN ŞEHİT oldu. Bu ülkenin birliği, bu devletin bekası ve milletin selameti için canını ortaya koyarak hainlere engel oldu. Şimdi bu ne alaka diyorsunuz içinizden. Söyleyeyim hemen Tarih 16 Temmuz 2016 gündem yoğun, yaralar sarılmaya, acılar paylaşılmaya çalışılıyor. Ülke olarak büyük bir şok geçirilmiş durumda ve insanlar Sayın Cumhurbaşkanımız Başkomutanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın talebi üzerine sokaklarda nöbet tutmaya ve ikinci bir teşebbüse engel olmak adına vazife alıyor. Türkiye bu yaşadığı hain kalkışmaya rağmen olağan düzenini koruyor. Hastanelerimiz faaliyetlerini sürdürüyor, emniyet güçlerimiz tam kadro çalışmalarına devam ediyor, medya kuruluşlarımız hiç bir problem yaşamaksızın yayınlarına devam ediyor, esnaf kardeşlerimiz bir bir kepenklerini açıyor kısaca ülkede normal seyrin dışına çıkılmıyor. Bu ülke bunları atlatmış ve güven içinde yaşam sürmekteyken. Nasıl bir zihniyet yada neyin korkusu Sayın Kılıçdaroğlu'na güvensizlik hissiyatını uyandırıyor! Hangi anlayış kendi ülkesini yerden yere vurmayı üstellik bunu Almanya 'nın karşısına geçerek yapmayı mantıklı kılar? 

İktidar arzusu mu, Yoksa İhanet Tutkusu mu?

 8 seçim kaybetmiş bir adamın bence iktidar diye bir tutkusu olduğunu sanmam. Eminim ki o da bunu farkında ve bunun adı olsa olsa yalnızca İhanet Tutkusu olsa gerek?

Gelelim diğer konuya, "2019'DA ERDOĞAN İKTİDARINA SON VERECEĞİZ"  Eğer bu lafı ("AB'nin demokrasimizi güçlendirebilecek ve Avrupa standartlarının uygulanmasına yardımcı olacak her türlü katkısı önemlidir.) cümlesi ile tamamlamamış olsa belki bir nebze, derdinin gerçekten siyaset olduğunu düşündürebilirdi seçmenlerine, ancak görülüyor ki bunu söylerken bile yalnızca batının hain planlarını gerçekleştirebilmesi için gerekli zemini oluşturmak adına bu düşünceye sahip kendileri. Ayrıca "Erdoğan İktidarı'na son vereceğiz" cümlesindeki anlamı çıkarmak istersek, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğanyüzde 51,79 gibi bir oy çokluğu ile Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmuştur. Yani Erdoğan İktidarı = Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yüzde 51,79'u demektir. Burada Sayın Kılıçdaroğlu, bu iktidara son vereceğiz cümlesi ile aslında bu oy çoğunluğuna sahip vatandaşlarımızın düşüncelerine de son vereceğiz demek mi istedi acaba? Peki sorarım size Sayın Kılıçdaroğlu ne aldı bunun karşılığında Almanya'dan? Ne vaat etmişlerdi ki önce ülkesini Alman basınına şikayet etmiş, ardından ülkesinin güvensiz bir ülke olduğunu söylemiş ve daha sonra ise Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının oyları ile getirdiği Cumhurbaşkanını koltuğundan indirmeyi taahhüt etmişti Alman yandaşlarına ?...

Yazıma büyük üstad Necip Fazıl Kısakürek'in bir sözü ile noktalamak istiyorum;

" Nefes alırken bile inkisar ve pişmanlık;

Kimse edemez bana, benim kadar düşmanlık. "

Furkan Karaoğlan / VizyonPress.com

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri